Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bir Başına Kalmışlık...

 Kendimi bildim bileli sesi hep yüksek çıkan biriyimdir. Beni zorlayan  bir şeyleri çoğunlukla konuşarak kimi zaman da yazarak çözmenin yollarını ararım. Ama eğer hissettiğim duygu  benim başa çıkamayacağımı hissettiğim kadar yoğunsa işte o zaman tüm kapılarımı kapatıp kendi sesimi duymaya çalışırım. Böyle söyleyince çok uslu geldi ama o kapıları çarpa çarpa kapatıp arkasında artık gözümde yaş kalmayana kadar ağlarım. Uzun uzun zamandır kapılarımı  çarpmamıştım.  Aslına bakarsan sevgili blog bundan 3-4 ay önce bir anda şak diye suratıma kapadı bütün kapılarını çok sevdiğim bir arkadaşım.  Anlamadım, ne olduğunu sordum, çırpındım, arkadaşlığımı korumaya çalıştım kendimce. Sonra öğrendim ki benim o korumaya, kurtarmaya çalıştığım arkadaşlığım için yaptığım tüm çabalar meğer onu boğuyormuş, hesap soramazsın sen bana olarak döndü oklar bana. O kadar uzun zaman gücümü ne olduğunu anlamaya harcadım ki benim şahsıma yaptığı saygısızlığı görmedim. Belki ona kondura...
En son yayınlar

Acıyı Da Kabullensek Olmaz Mı?

  Yazı yazmayı ve konuşmayı cerrahi işleme benzetirim ben. Söylenen ve kağıda değen her söz  bir yaranın, bir kabuğun açılması gibi gelir bana. Çoğu zaman konuşmayı tercih etsem de bazen özellikle de anlaşılmadığımı hissettiğimde ya da birilerine yük olduğumu düşünmeye başladığımda kaleme sarılırım. Bir defteri korumaktan ve saklamaktan daha pratik olduğu için artık klavyeme sarılıyorum😅 Çok uzun zaman mutlu olmanın nihai bir hedef olabileceğini düşünürdüm.  Sev(il)mek ve faydalı olmaktan sonra hayatta en çok istediğim ilk üç şey arasındaydı mutlu olmak. Hayalimdeki pek çok şeye kavuştuktan sonra aslında mutlu olmanın bir son değil süreç olduğunu anladım. Son günlerde ise daha önce korktuğum bir duyguya farklı bir pencereden bakmayı öğreniyorum. Üzülmek ve mutsuzluk en çok kaçtığım duyguların başında geliyor benim için. Çoğunlukla baş edemeyeceğimi bildiğim veya sandığım duygularla mücadele etme yolum uğraşacak bir sürü iş çıkarmak ve geriye kalan zamanlarda da uyumak. Ü...

Kendine Dönmek İçin Hep Geç Kalmış Hissetmez Mi İnsan...

   Ah ne uzun ne hızlı geçmiş zaman. Durup dışardan bakmadığın sürece insan ''Yahu ne oluyor'' diye sormayı unutuyor sanırsam. İşte son on dakika da bana olan da tam olarak bu. Eski yazılarımı ve sayfamı bulmak. Bende ve dünyada neler neler oldu bir bilsen sevgili blog 👀  En son yeni bir şehirde adaptasyon sürecimde zorlanmalar yaşıyormuşum. Bloğumu okudum tabi ki 😉  Şimdi ise yeni şehrime alışamadan bir adet salgın ile bir yılı geçirdim. Daha iki üç aylık çiçeği burnunda bir danışmanken salgın sebebiyle bana upuzun gelen bir ara verdik. Sonra geri döndük ama ne yapacağız, bundan sonra nasıl devam edecek sorularıyla herkesin kafası karışmış durumda. İşin açıkçası ben dahil karar veren birimler bile ne yapacağı konusunda net değil. Biraz dert yanmayayım mı o kadar zaman sonra sevgili blog. Velhasıl hala devam eden çok da inatçı bir salgınla mücadele ediyorum(z). Ama güzel haber ben buraya çoktan alıştım. Küçük bir şehir, sakin, huzurlu, temiz bir havası var benim gö...

Az Biraz Hasbihal

                                       Ne kadar uzun zaman oldu harflere dokunmayalı, kendimle sesli konuşmayalı, kendimi dinlemek için bir anlık da olsa durmayalı. O kadar uzun zaman geçti; hayatımda bir şeyler aniden değişti ve ben bu değişikliklere alışmaya çalışırken ne kadar zorlandığımı fark ediyorum yeni yeni. Hiç aşina olmadığım bir şehirde var olma savaşını veriyorum bir başıma. Aşinası olmadığım roller, insanlar içinde savrulup duruyorum öylesine. Kendimi kalın duvarlar ardında saklamam gerektiği hissinden kurtulamıyorum. Gerçekten hissettiğim duyguları kendi sesim dışında duyma ihtimalimi zayıflık olarak görmekten ne zaman kurtulacağım kim bilir. Delicesine tutulduğum güç ne acaba?  Güç maskesiyle neyi saklıyorum sorularının cevabını bulduğumda yerle bir olmaktan endişe ediyorum. Aslında bu kadar karamsar biri olmadığımı biliyorum ama sanırım uzun zaman kendimi ihm...

Yolun Başı; Kendini Tanıma

                                                                         Yolun Başı; Kendini Tanıma Okulunu bitirmiş ve herhangi işi olmayan bir psikolojik danışman olarak çalışma konusu olarak uzun zamandır kendimi inceliyordum. 16 yıllık eğitim hayatım boyunca iyi bir öğrenci olmanın yanına eklediğim nitelikleri düşününce kendimi pek de geliştiremediğim gerçeğiyle yüzleştim. Şimdi boş zamanım oldukça kendimi kurcalamaya başladım. Tıpkı yeni alınmış bir telefon gibi hissediyorum şu aralar kendimi. Burada ne varmış, bu özellikte ne oluyor… J Kendini tanıma hassas ve özen gerektiren bir süreç sonunda edinilebilir Bu tür düşünceler içinde gidip geldiğim şu aralarda insanları ve davranışlarını da gözlemlemeye daha çok dikkat ettiğimi fark ettim. Genel hatlarıyla nasıl biriyim, hangi...

Nedir Buzdağı'nın Ardı

                                                         Nedir  Buzdağı'nın Ardı       Bu soruya verebileceğim cevap aslında fazlasıyla kişisel. Zannımca herkesin farklı adlandırdığı bir buzdağı var yaşamında. Maslow’un kendini gerçekleştirme dediği sürece ben buzdağının ardı diyorum sadece.       Psikolojide sık kullanılır buzdağı metaforu. Ancak ardından ziyade dibi araştırmalara konu olmuştur.        Denilir ki; insan kişiliğinin en alt katmanları, hatırlayamadığı, adlandıramadığı belki de bastırdığı yanları hep diptedir.Oysa buzdağının ardında ne olduğunu merak eden pek kimseye rastlamadım doğrusu.       Ama bilirim ki yaşam ister baş rolünde ister kenarında izleyicisi olayım akıp giden bir nehir benim için. Zaman içinde nehrin   farklı kollarının o...