Ana içeriğe atla

Az Biraz Hasbihal

                                      

Ne kadar uzun zaman oldu harflere dokunmayalı, kendimle sesli konuşmayalı, kendimi dinlemek için bir anlık da olsa durmayalı. O kadar uzun zaman geçti; hayatımda bir şeyler aniden değişti ve ben bu değişikliklere alışmaya çalışırken ne kadar zorlandığımı fark ediyorum yeni yeni. Hiç aşina olmadığım bir şehirde var olma savaşını veriyorum bir başıma. Aşinası olmadığım roller, insanlar içinde savrulup duruyorum öylesine. Kendimi kalın duvarlar ardında saklamam gerektiği hissinden kurtulamıyorum. Gerçekten hissettiğim duyguları kendi sesim dışında duyma ihtimalimi zayıflık olarak görmekten ne zaman kurtulacağım kim bilir. Delicesine tutulduğum güç ne acaba?  Güç maskesiyle neyi saklıyorum sorularının cevabını bulduğumda yerle bir olmaktan endişe ediyorum.

Aslında bu kadar karamsar biri olmadığımı biliyorum ama sanırım uzun zaman kendimi ihmal edince 
topyekun yaşıyorum içimdeki anlamsız telaşı. Ve en kötüsü de kendi sesime yankı yapacak bir insanın dahi olmayışı. Bomboş bir şehir; sevdiğim, alıştığım, bildiğim hiçbir şeyin olmadığı, bir yandan gücümün farkına vardıran çoğu zaman ise yalnız kalmışlığımı yüzüme vuran bir yerde, arafta kalmış gibiyim. 

Biliyorum her şey gibi geçecek bu zamanlar da. Ve o zaman tıpkı eskisi gibi umutla, ışıltıyla bakacak gözlerim, eski keçi inadı gelip konacak tebessümlerime. En önemlisi de ne yaşarsam yaşayayım başım hep dimdik kalacak. O zamana kadar kendime yapacağım en büyük iyilik ne kadar güçlü olduğumu asla unutmamak olacak.

Yorumlar